Köşe Yazısı 26 Ekim 2026 03:00

İHMAL Mİ KADER Mİ?

Gül ESİM
Yazar Gül ESİM

Bir felaket yaşandığında bütünün bir parçası olduğumuz için hangi şehirde yaşanırsa yaşansın üzülüp göz yaşı döküyoruz. Bazen istenmese de maalesef kayıplarımız oluyor. Bir afed yaşandığında üzülmek yetmez önemli olan afedin yaşanmasından önce gerekli tedbirleri alıp vereceği zararı minimize etmektir.Bu yüzden afed öncesi süreci doğru yönetebilecek ve sorumluluk alabilecek mekanizmalar geliştirmek gerekir. 

Neden her afed sonucu aynı manzara ile karşılaşıyoruz mesela: Yıkılan hayatlar,enkaz altında kalan umutlar,birbirine sarılarak teselli edilmeyi bekleyen insanlar,sorumsuzluk sonucu hayatını kaybeden insanlar...

Günlerce aynı acıyı konuşuyor, kayıplarımızın ardından yas tutuyoruz. Sonra gündem değişiyor. Hayat devam ediyor. Fakat geride kalan ailelerin acısı, kaybettikleri insanların boşluğu ve cevapsız sorular öylece duruyor.

Peki, gerçekten ders çıkarıyor muyuz?

Yoksa her felaketten sonra aynı cümleleri kurup bir sonraki felakete kadar unutmayı mı tercih ediyoruz?

Afetler karşısında çaresiz değiliz. Ancak hazırlıksızlık, denetimsizlik ve sorumlulukların ihmal edilmesi, bir doğa olayını büyük bir felakete dönüştürebiliyor.

EVET..!! Depremi engelleyemeyebiliriz ancak bilimsel kurallara uygun yapılar inşa edebilir, riskli binaları tespit edebilir ve gerekli önlemleri zamanında alabiliriz. Selin önüne her zaman geçemeyebiliriz. Ancak şehirlerimizi doğru planlayabilir, altyapıyı güçlendirebilir ve riskli bölgelerde gerekli tedbirleri uygulayabiliriz.

Bunlar bizler için birer lüks değil, insan hayatını korumanın temel gereklilikleridir.

SORUMLULUKLAR KONUŞULMADAN ADALET SAĞLANMAZ!! 

Bir felaket yaşandığında yalnızca sonuçları değil, o sonuca götüren süreçleri de sorgulamalıyız.

Gerekli denetimler yapıldı mı? Bilim insanlarının uyarıları dikkate alındı mı? Riskler önceden tespit edildi mi? Alınması gereken önlemler zamanında uygulandı mı?

Bu soruları sormak suçlamak için değil, gerçeği ortaya çıkarmak ve aynı acıların tekrarlanmasını önlemek için gereklidir.

Elbette her afetin nedenleri farklıdır. Her olay kendi koşulları içinde, bilimsel veriler ve somut kanıtlar ışığında değerlendirilmelidir. Ancak hiçbir sorumluluk iddiası cevapsız bırakılmamalı, hiçbir ihmal iddiası araştırılmadan geçiştirilmemelidir.

Çünkü insan hayatı söz konusu olduğunda hesap verebilirlik, ertelenebilecek bir mesele değildir.

AFETTEN SONRA DEĞİL, AFETTEN ÖNCE HAREKETE GEÇMELİYİZ!! 

Bir ülkenin afetlere karşı başarısı yalnızca felaket sonrasında kaç kişiye yardım ulaştırdığıyla ölçülemez. Asıl başarı, kaç kişinin hayatının önceden alınan tedbirlerle korunduğudur.

Afet bilinci okullardan başlamalı, şehir planlamasında bilimsel ölçütler esas alınmalı, yapı denetimleri etkin biçimde yürütülmeli ve acil durum planları kâğıt üzerinde kalmamalıdır.

Kamu kurumları ve yerel yönetimler, kendi sorumluluk alanlarında şeffaf davranmalı; vatandaşlar da yaşadıkları bölgelerdeki riskler ve acil durum hazırlıkları konusunda bilinçlendirilmelidir.

Üstelik sorumluluk yalnızca ilk müdahaleyle bitmez. Afetten etkilenen insanların barınma, eğitim, sağlık ve psikolojik destek ihtiyaçları uzun vadeli bir planlamayla karşılanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki afet bölgesindeki insanlar, haber bültenlerinden görüntüler silindiğinde de yaşam mücadelesi vermeye devam eder.

Hiçbir toplum bütün afetleri önleyemez. Ancak bilimsel bilgiye dayanan, denetimi önemseyen ve sorumluluklarını yerine getiren bir toplum, afetlerin yıkıcı sonuçlarını önemli ölçüde azaltabilir.

Artık acıları yarıştırmaya, sorumlulukları belirsizleştirmeye ve verilen sözlerin unutulmasını beklemeye değil; kalıcı çözümlere ihtiyacımız var.

Çünkü her kayıp yalnızca bir sayı değildir. Her enkazın altında yarım kalmış bir hayat, her yasın arkasında bir aile, her önlenebilir felaketin ardından ise cevaplanması gereken sorular vardır.

Bir sonraki felakette kaç kişinin hayatını kaybettiğini konuşmak yerine, kaç kişinin hayatını kurtarmak için önceden ne yaptığımızı konuşabilmeliyiz.

Unutmayalım: Afetlere karşı hazırlıklı olmak bir tercih değil, insan hayatına karşı bir sorumluluktur.

Ve gerçek başarı, felaketin ardından verilen sözlerde değil, felaket yaşanmadan önce alınan önlemlerde saklıdır.

Gül ESİM

Gül ESİM

Sancak Haber yazar kadrosunda gündeme dair değerlendirmeleri ve özgün bakış açısıyla okurlarıyla buluşuyor.

Yazarın tüm yazıları