Kelimeler Kanlı Bıçaklı

Söz bazen parmağınızın, kaleminizin, dilinizin ucuna gelir. Gelir gelmesine de kalırsınız öyle. Bilirsiniz bir şeyler yazmanız gerektiğini, ama neyi nasıl yazmanız gerektiğini, kelimelerin kulağından tutup aralarındaki kan davasına nasıl son vermeniz gerektiğini bir türlü bilemezsiniz. O an kelimelerin arasında gerçekten ezeli bir kan davası vardır. Bu kan davasını kaleminiz, diliniz, parmağınız görmez, kalbiniz ve zihniniz görür. Bu bir histir, belki de yedinci his.
Buna ilham diyenler de vardır.
Bu yüzdendir ki herkesin harcı değildir iki kelimeyi bir araya getirmek. Kimse bilmez dilin her kelimesi kanlı bıçaklıdır.
Geçmişten bu güne dek pek nadir zat-ı yetenek bu kanlı bıçaklı nesli bir süreliğine de olsa barış masasına oturtabilmiş ve bir arada tutabilmiştir. Bunu başarabilmişler açısından bu bir işe yaramış mıdır? Ortaya konmuş edebi eserlere bakınca bunu kısmen başarmış söz eğitmenleriyle gurur duyuyorum tabi ama bunun yanında sözleri parmağında oynattığını zannedip sözlerin parmağında soytarıya dönen zatı yeteneklerin sayısı da az değildir.
Hadi örnek de vereyim: Adam bırak iki kelimeyi bir arada tutmak zar zor bir araya getiriyor. Bir araya getirdiği kelimeler kanlı bıçaklı girmiş birbirine. Gelmiş diyor: O şiirim daha bir yerde yayımlanmadı aman paylaşayım deme sakın. Diyemiyorum ki şair müsveddesi, yazar paçavrası artık her neysen bütün edebiyat alemi hazır ola durmuş senin şiirini ne bileyim yazını mı bekliyor sanki. Birincisi ben senin kanlı bıçaklı kelimelerin cephesi durumundaki metnini neden bir yerde paylaşayım? İkincisi paylaşsam metnin kamyon arkası için bile hakaret arz ettiğinden kimsenin ruhu duymayacak çalakalem yazdığın iki satırdan.
Benim soytarılığım da bu seferlik bu kadarına müsaade ediyor. Yüreğimin okuyucuyla dertleşmek adlı köşesinden bu kadar.